÷ R N E K A L A N K ÷ Y ‹
ÖRNEKALAN BURASI  
  ÖRNEKALAN KOYU
  YAYLAMIZ VE TARİHİ
  ==MAÇKAMIZ HAKINDA )Image Hosted by ImageShack.us
  => ---Maçkanın tarihçesi
  => sumela manastırı
  => ---macka sıtesı
  => Maçka da yetişen değerler
  => Maçka köy muhtarları
  => Eski belediye başkanları
  => Maçka köyleri
  => Maçka önenli telefonlar
  TRABZON İLİ HAKKINDA
  ZİYARETÇİ DEFTERİ )Image Hosted by ImageShack.us
  BU AYIN RESMİ )Image Hosted by ImageShack.us
  KARADENİZ
  NOSTALJİK
  VEFAT EDENLER
  SAĞLIK KÖŞESİ
  BİLİYORMUSUNUZ
  HABERLER ve TARİHDE BUGÜN
  DEVLET LİNKLERİ
  ÖRNEKALAN FORM
Duyuru Panosu
ELİNİZDE OLAN RESİMLERİ CANLI TUTMAK İÇİN ornekalankoyu@yahoo ADRESİNE GÖNDERMENİZ.YETERLİ OLACAKTIR. ..
Mustafa nın arabası
---Maçkanın tarihçesi

maçkam | izlesene.com




Maçkamız

Çok eski bir yerleşim yeri olan ilçemiz, tarihi süreç içersinde Pers, Bizans, Osmanlı ve Türk uygarlıklarının beşiği olmuştur. Maçka İlçesi,Rum Pontus Krallığının elindeyken,1461 yılında,dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet Han’ın Trabzon’u fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmıştır.
Maçka ilçesi 1913 yılında kurulmuştur. Maçka İsmi; rivayete göre İranlılarla Bizanslılar arasında vuku bulan çarpışmalarda Maçka’nın yerli Rum halkı “Maçuka” denen sopa ile dövüştüklerinden, onların yerleşim birimine Maçuka anlamına “Maçka” denilmiştir. İsim de buradan gelmektedir.
I. Dünya savaşında Rusların Maçka’yı işgali üzerine yöre halkı buradan göç etmiş ve 15 Şubat 1918 tarihinde Rusların çekilmesi ile birlikte ilçemiz düşman işgalinden kurtulmuştur.

İlçemizin doğusu Yomra ilçesi ve Gümüşhane ili, batısı Akçaabat ve Tonya ilçeleri, kuzeyi Trabzon ili, güneyi ise Gümüşhane ili ile çevrilidir. Rakımı 340, yüzölçümü 1000 km2’dir. İlçemizin coğrafi yapısı, tamamen dağlık ve engebelidir. Ovası yoktur. Zigana, Kulin, Kuştul dağları belli başlı dağlarımızdır.
Zigana geçidi İran transit yolu üzerinde olup Türkiye’nin önemli geçitlerinden biridir. Bundan başka Galyan deresini Bayburt iline bağlayan Gümüşki, Maçka ile Akçaabat ilçelerini birbirine bağlayan Haçka ve Maçka yaylalarının,Torul bağlantısını sağlayan Meryemana geçitleri bulunmaktadır.Hamsiköy, Meryemana, Mulaga ve Galyan dereleri, ilçemiz Esiroğlu mevkiinde buluşarak Maçka deresi adı altında Karadeniz’e dökülmektedir.

Maçka Ekonomisi

2000 yılı genel nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu 42.557’dir.

Bunun 11.060’i merkezde, 4.436’sı Şahinkaya beldesinde, 10.373’ ü Esiroğlu Beldesinde, 16.688 köylerde yaşamaktadır.

İlçenin kayıtlı nüfusu 160.450’ dir.
İlçemiz nüfusunun P’si ziraat ile uğraşmaktadır.


İlçemizde 550 adet küçük esnaf ve 200 adet şoför olmak üzere toplam 750 adet Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na kayıtlı esnaf ve sanatkar vardır.

Sosyal Durum

 

İlçemizde 2600 konut olup, 1400 konuta ihtiyaç vardır.
İlçemizde dışarıya göç mevcut olup, gizli ve açık işsizlik vardır. Sosyal yaşantı imkanlar ölçüsünde canlı olup, sosyal aktivitelere açık, Devletle problemi olmayan, Devlet kurum ve kuruluşlarına saygılı, işbirliğine yatkın,eğitim seviyesi oldukça yüksek, gelenek ve göreneklerine bağlı bir halk kitlesine sahiptir.

 

Halkın gelir durumu dışarıya göç edenler için iyi ilçe merkezi ve köylerde yaşayanların vasat ve vasatın altındadır.
2242 adet esnaf faaliyet göstermektedir, Nüfusun geri kalanı, kamu sektöründe çalışan, memur, işçi ve çiftçilerden müteşekkildir.

 

İDARİ DURUM:

 

İlçemizin 57 köyü, 19 mahallesi, 96 Mezra ve 137 Yaylası vardır. Dağınık bir yerleşim söz konusudur. Esiroğlu belediyesine bağlı 9, Maçka belediyesine bağlı 4, Şahinkaya belediyesine bağlı 6 mahalle vardır. Bucak teşkilatı yoktur.

 

İDARİ BİRİMLER :


a-Kaymakamlık: 1 Kaymakam , 1 Yazı İşleri Müdürü, 1 Veri Hazırlama Kontrol işletmeni, 1 Şoför,1 Hizmetli, 2 Vakıf memuru olup toplam 7 kişi görev yapmaktadır.


b-Müfreze Komutanlığı:1 Üsteğmen, 2 Astsubay ve 40 Er olup,toplam 43 personel görev yapmaktadır.


c-Askerlik Şube Başkanlığı: 1 Asteğmen, 1 Astsubay, 8 er, 4 Sivil memur olup, 14 personel görev yapmaktadır.


d-Tapu Sicil Müdürlüğü:1 Müdür Vekili , 1 Şef, 3 Memur, 1 Hizmetli olup,6 personel görev yapmaktadır.


e-Kadastro Müdürlüğü: 1 Müdür Vekili, 2 Kontrol Mühendisi, 1 Kadastro Üyesi, 1 Kontrol Memuru, 9 Teknisyen, 6 Sözleşmeli Personel 2 V.H.K.İ., 2 Şoför olup, 24 personel görev yapmaktadır.


f-Nüfus Müdürlüğü :1 Müdür, 3 Veri Hazırlama İşletmeni ve 1 Hizmetli görev yapmaktadır.


g-Özel İdare Müdürlüğü: 1 Bilgisayar İşletmeni (Müdür V.) görev yapmaktadır.


h-Müftülük: 1 Müftü , 1 Şef, 1 Vaiz, 1 Memur, 1 V.H.K.İ., 4 Müezzin, 2 Kuran kursu Öğretmeni, 1 Şoför, 122 İmam Hatip, 1 Hizmetli olup toplam 134 personel görev yapmaktadır.


I-Tarım Kredi Kooperatifi: 2 Memur personel görev yapmaktadır.


i- Bankalar:
a-Ziraat Bankası; 1 Müdür, 1 Yönetmen Yardımcısı, 2 Servis Yetkilisi, 3 Servis Asistanı, 1 Koruma, olup toplam 8 personel görev yapmaktadır.
b-İş Bankası : 1 Müdür, 1 Servis Yetkilisi, 1 Memur , 1 Güvenlik görelisi olmak üzere toplam 4 personel görev yapmaktadır.


j- Orman İşletme Müdürlüğü:1 Müdür, 1 Müdür Yardımcısı, 5 Orman Bölge Şefi,1 İşletme Avukatı,1 Sayman,1 İşletme Teknisyeni, 1 Personel Şefi,1 Veznedar, 1 Ambar Memuru, 2 Bilgisayar İşletmeni, 3 Daktilograf, 3 Mutemet, 36 Orman Muhafaza memuru, 3 Memur olup toplam 59 personel görev yapmaktadır. Ayrıca 2 Kadrolu işçi mevcuttur.


k-Fiskobirlik : 1 Müdür, 1 Muhasebeci, 1 Ambar Memuru, 5 Yönetim kurulu Üyesi, 1 Eksper, 1 Bekçi ve 1 Hizmetli olup, toplam 12 personel görev yapmaktadır.

 


MAHALLİ İDARELERİN DURUMU


Belediyeler


İlçemizde Merkez, Esiroğlu ve Şahinkaya olmak üzere 3 adet belediye ve bu belediyelere bağlı 19 mahalle mevcuttur.


1-Maçka Belediyesi: Maçka Belediye Başkanlığı’nda 4 adet hizmet aracı, 2 adet Ambulans, 26 adet Midibüs, 1 adet Arazöz, 1 adet Kepçe, 1 adet Kamyon ve 1 adet Traktör olmak üzere toplam 36 araç vardır. Maçka Belediye Başkanlığı’nda 1 başkan, 15 memur, 65 geçici işçi olmak üzere toplam 81 personel bulunmaktadır. Cadde düzenleme ve parke çalışmaları, İşletmeler üstü Çıraklık Eğitim Merkezi İnşaatı merkez belediyesinin önemli yatırımları arasındadır.

2-Esiroğlu Belediyesi:Esiroğlu Belediyesi’nde 2 hizmet aracı, 1 adet Kazıyıcı-yükleyici, 1 adet JCB kepçe, 3 kamyon,1 adet itfaiye aracı,1 eksavatör, 1 grayder, 1 adet çöp kamyonu olup toplam 11 araç mevcuttur. Esiroğlu Belediye’sinde 1 başkan, 13 memur, 9 adet geçici işçi olmak üzere toplam 23 personel bulunmaktadır.

3-Şahinkaya Belediyesi: Şahinkaya Belediyesi’nde 1 adet hizmet aracı, 1 kazıyıcı ve yükleyici, 2 traktör, 2 kamyon, 9 otobüs olup toplam 9 araç vardır. 1 Kamyon ekonomik ömrünün doldurmuş olup kullanılamayacak durumdadır. Şahinkaya Belediye’sinde ise 1 başkan, 4 memur, 6 adet geçici işçi olmak üzere toplam 11 personel mevcuttur.


Köylerine Hizmet Götürme Birliği:


Maçka Kaymakamlığı Belediye ve Köylere Hizmet Götürme Birliği 1984 yılında kurulmuş, 21.01.2000 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul sonucu, Köylere Hizmet Götürme Birliği olarak değiştirilmiştir. 57 köy muhtarlığından oluşan üyesi vardır. Bütçe imkanları ölçüsünde Genel İdarenin yerine getiremediği hizmetleri yerine getirmeye çalışmaktadır.

Köyler :

İlçemize bağlı 57 köy vardır.Elektriği ve içme suyu bulunmayan köy yoktur. İlçemizde tüm köylerin yolu vardır. Bunlardan Hamsiköy’e çıkan 25 km’lik yol ile Meryemana’ ya çıkan 16 km’lik asfalt yol karayollarının ağında, diğerleri ise Köy Hizmetlerinin ağındadır. Kış aylarında Şimşirli, Yaylabaşı, Üçgedik Çamlıdüz ve Yerlice köylerine çıkan grup yolu olumsuz hava şartları nedeniyle zaman zaman ulaşıma kapanmaktadır. İlçemizdeki yol ağı 1566 olup , 1178 km. stablize , 26 km. beton ve 19 km. asfalt yol 257 km. tesviye yol, 86 km. ham yol mevcuttur. 22 Köyümüzde 68 km. malzemeli bakım, 3 köyümüzde 11 km. stablize bakım, 4 köyümüzde 15 km onarım, 4 köyümüzde 7 km, tesviye ve köylerimizde 900 km. grayderli bakım yapılmıştır.

İlçe sınırları içinde 4 adet sanayi kuruluşu mevcuttur. Bunlarla ilgili bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.


1-Has-Ko (Hamsiköy süt ürünleri kalkınma kooparetifi)
Kapasite: 40 Ton/Gün Üretim: 6 Ton/Gün (ortalama) Personel: 10 kişi
200 Ortaklı bir tesis olup ortaklarından süt toplamaktadır, faaldir.


2-Hamsiköy hayvansal ürünler sanayi ltd şirketi.
Kapasite: 4 Ton/Gün Üretim: 400 Kg./Gün(ortalama) Personel: 4 kişi
Özel teşebbüs tarafından çalıştırılmakta olup; Hamsiköy ve çevre köylerden süt toplanmaktadır; faaldir.

3-Oltan Fındık Entegre üretim tesisleri
Kapasite: 50.000 ton
Naturel Fındık İhracatı: 40.000 ton
İşlenmiş fındık: 30.000 ton
Ürünleri: Kabuklu Fındık, Naturel İç Fındık, Kavrulmuş Fındık, Olduğu Gibi Kavrulmuş Fındık,Kıyılmış Fındık, Fındık Unu, Fındık Ezmesi’dir.
İşçi Sayısı : 293 Kişidir
İhracat Karşılığı elde edilen Döviz Girdisi : 230 Milyon $

 

Tarım
İlçenin arazi yapısı dağlık ve engebelidir. Büyük bir bölümü ormanlarla kaplıdır. Tarım arazisi çok azdır. Hiç boş tarım arazisi bırakılmamasına rağmen, fındık hariç pazar için tarım üretimi yoktur. Mısır ve Silajlık Mısır, Kara Lahana, Fasulye, Patates, Sebze ve ayrıca hayvan pancarı,mısır siyl yetiştirilmesine rağmen ancak halk kendi ihtiyacını karşılayabilmektedir. Fındık dışında tarım ürünleri az miktarda pazarlanmaktadır.Hayvansal ürünlerden Tereyağı, süt, peynir ve az miktarda damızlık ve besi hayvanı ticareti yapılmaktadır.
Ayrıca pazara yönelik fındık tarımı gelişmiştir. Ormancılık sektörü geçim kaynaklarından birisidir. Son beş yılda devlet destekli 14 adet sera yapılmış olup,çalışmalar devam etmektedir. Tarım İlçe Müdürlüğünde 1 Müdür (Veteriner Hekim), 3 Ziraat Mühendisi, ve 1 işçi olmak üzere toplam 5 kişi görev yapmaktadır.
İlçemizin yüzölçümü 100.000 hektardır.

Hayvancılık
İlçemizin en önemli geçim kaynaklarından birisi de hayvancılıktır. İlkel yöntemlerle yapılan hayvancılık modernleşmeye başlamış, üretimdeki artış miktarıyla,modernleşmenin neticeleri ,görülmeye başlanmıştır. Süt sığırcılığı konusunda ilçemizde başlangıçta yerli ırk hakim olup, yapılan ıslah sonucu bu durum değiştirilmiştir. İlçemizde yaklaşık 2200 adet saf kültür ırkı (jersey,holştayn), 10.100 jersey melezi, 750 yerli olmak üzere toplam 13.050 adet büyükbaş mevcut olup bunlardan 7500 adedi sağımlık süt sığırı,geri kalanı 5550 adedi buzağı,dana,düve v.b.’den meydana gelmektedir. 900 adet keçi 11.300 adet koyun, 18.000 kümes hayvanı vardır. Yaklaşık 41 köyde arıcılık yapılmaktadır. 6900 fenni arı kovanı bulunmaktadır. Bal üretimi kalitelidir.

Arıcılarımız gezginci arıcılık yapmaktadır. İlçemizde Özel Veteriner tarafından bir ekiple suni tohumlama çalışması yapılmaktadır.

Balıkçılık
İlçemizde 29 adet özel, 1 adet resmi kuruluşlara ait olmak üzere toplam 30 adet alabalık çiftliği vardır. Bunlardan 7 adeti üretim yapmamaktadır.Bu çiftliklerde 2 ile 150 arasında değişen çeşitli büyüklükte havuzlar vardır.263 civarında havuzda balık üretimi yapılmaktadır. Ortalama bir balığın ağırlığı 180 ile 250 gr arasında değişmektedir. Alabalık üretim miktarı yaklaşık 300 ton olup,kapasite 400 ton üzerindedir.


Kooperatifler
Maçka ilçesinde 1 adet Tarım Kredi Kooperatifi, 1 adet Fındık Tarım Satış Kooperatifi,1 Adet Esnaf ve Kefalet Kooperatifi, 2 adet Süt Ürünleri Kooperatifi, 11 adet S.S. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve 1 adet Yapı Kooperatifi olup toplam 17 adet kooperatif mevcuttur.

Bankalar
İlçemizde Ziraat Bankası ve İş Bankası şubesi vardır.

 

kaynak: trabzon.org




Sümela manastırı, Trabzon 2007

Sümela manastırı, Trabzon 2007


Sümela Manastırı , Trabzon ili, Maçka, Trabzon ilçesi, Altındere ,Maçka köyü sınırları içerisinde yer alan Panagia (Meryemana) deresinin batı yamaçlarında Mela (Yunanca 'siyah') tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikte yer alan bir Rum manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumela'dır.


Yaygın inanca göre, Karadenizli Hristiyan Rumlar Mela dağındaki mucizevi Panagia ikonosundan bir şey diledikleri zaman 'stou mela' derlermiş, bu kelime zamanla Sumela'ya dönüşmüş, bu yüzden manastıra ‘Karadağın (Mela dağının) bakiresi' de denilmektedir

 

Sümela Manastırı, 1903

Kilisenin MS 375-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu'da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış, hatta Trabzon'da Maşatlık mevkiinde benzeri bir mağara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluşu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atina'lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryemin bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon'a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Alexios’un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.

14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'de Hristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan yaratmıştır.

18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hristiyanların Yunanistan'a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terkedilmiştir.

Yunanistan'a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Her yıl Ağustos ayında tıpkı geçmişte Trabzon Sümela'da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniş katılımlı şenlikler düzenlemektedirler.

Restorasyon

Sümela Manastırı'nda 40 yıldır süren ve 2 milyon YTL harcanan restorasyonun sonucu pek çok sanat tarihçisi tarafından tarihi yapının çimentoyla sıvanması, yerel taş yerine Ankara'dan, Bayburt'tan taşınan taşla yapılması benzeri gerekçelerle orjinalliği bozulduğu ileri sürülerek eleştirilmiştir.Restorasyon adına duvarlarının gelişigüzel sıvandığı, binaların tarihi özelliklerinin bozulduğu iddiaları gündemden düşmeyince Kültür Bakanlığı 27 Kasım 2007'de iddiaları incelemek üzere Bilimsel Danışma Kurulu oluşturmuştur. Kurulun hazırladığı raporda 1987 yılında hazırlanan projenin 'eksikler ve olumsuzluklar' nedeniyle durdurulması ve acilen yeni bir proje hazırlanması istenmiş, manastırın yıkılma tehlikesinin bulunduğuna ve çevresindeki kaçak yapılaşmaya dikkat çekilmiştir

Sümela Manastırı'nda bir fresk


Vazelon Manastır

Bu manastıra Maçka'yı 14 km geçtikten sonra iki yolla gidilmektedir. Birinci yol; Kiremitli kahvelerinden yaklaşık 500 m . sonra sağa ayrılan, yeni yapılmış stabilizedir. Diğeri ise; Kiremitli köyünden vadiye inip, vadiden 2,5-3 saatlik yaya gidilmesi gereken yoldur. Fakat bu yol zahmetli ve daha uzun olduğu için tercih edilmez. Birinci yol daha iyi ve emindir. Manastıra giden yol dik olmasına karşın, çam ormanlarının içinden geçip, güzel çiçek kokularını teneffüs ederek bakir manzarayı görünce, bu zahmete gerçekten değdiğini anlarız. Yolun sonunda manastır binası karşıdan bütün ihtişamıyla gözükür.

Yapının, Vazelon ismini kurulmuş olduğu �Zabulon Dağı� ndan aldığı görüşü kuvvetli ihtimaldir. Manastır ıssız, sakin yerde seçilmesi, ona daha kutsal bir hava vermek istenmesindendir. (bu gibi yapıların Trabzon ve çevresinde, evvelce Hıristiyan Halk tarafından içinde kutsal bir suyun bulunduğu �Ayazma� etrafında yahut yakınında kurulması önemli etkenlerden birisi olmuştur).

Çoğu araştırmacı yapının tarihini kesin olarak vermemekle birlikte; bazıları ilk inşa tarihini MS. 270 , bazıları MS. 317 olarak belirtir.

Manastır, Yahya Peygamber'e adanmıştır. Fakat ilk kuruluşu ile bugüne kadar çeşitli değişiklikler geçirdiği kesindir. (527-565) yılları arasında Justinyen tarafından tamir ettirilmiştir. 644 yılının Şubat ayında hücreler tamamen tamir edilip, kütüphanesi zenginleştirilmiştir. 702 yılı ile onu izleyen yıllar içinde esaslı şekilde yenilenmiştir. Vazelon Manastırı, 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Maçka'nın ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında etkinliğini sürdürmüştür. 14. yüzyılda sahip olduğu arazi ve geliri 1890 yılına kadar yirmi köyde devam etmiştir.. Vazelon Manastırı vaktiyle bölgede bulunan manastırların en yetkilisi ve zengini durumundaymış. Bir rivayete göre; Vazelon geliri ile bir Sumela Manastırı daha yapılabilirmiş. Manastır 19. yüzyılda etraflıca onarılmıştır. Binayı batı kısmındaki merdivenle girilmektedir. Merdiven basamakları kırık olduğundan, yukarı çıkarken dikkatli olmak gerekir.

Bugün zemin kat kısmı sağır kapı ve pencereler ile kapalıdır. Fakat birince kata bahsedilen merdivenle çıkıldığında, küçük bir antre ile karşılaşırız. Bu kısmın sağında ve solunda iki dar koridor vardır. Bu koridorlara sağdan ve soldan üçer olmak üzere toplam altı oda açılmaktadır. Odaların tavan kısımları ahşap olduğundan günümüze gelememiştir. Girişteki ek kısmın 19. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Çok pencereli çok pencereli bir karaktere sahip, sert taşlardan ibarettir.

Manastırın asıl eski bölümüne evvelce ahşap bir merdivenle çıkıldığı için, bu merdiven halen yoktur. Diğer kata geçmek için tırmanarak, yahut alt katta bulunan gizli dehlizlerden sürünerek varılabilir. Tournefort, bu manastırı ziyaret sırasında bahsettiği merdiven bu kısımda olsa gerek. �Buradaki keşişler, manastıra ilkel olarak yapılan bir merdivenle çıkarlar. Bu merdiven; gemi direği büyüklüğünde, iki meşe ağacı gövdesinden ibarettir. Bunlar duvara yaslanır. Bunların yardımı olmaksızın, ben binaya çıkabilmek için iyi bir ip cambazı olmalıydım� diyor.

Eski manastır bölümüne çıkıldığında, bazı bina kalıntılarına rastlanır. Soldaki büyük kısmın yemek salonu, ona bitişik olanın ise manastır görevlilerine ait olduğu sanılmaktadır. Sağdaki binalar ise; su kanallarından anlaşıldığına göre mutfak ve yemekhane idi. Bunların yukarısında üzeri tonozla örtülü büyük bir su sarnıcı bulunmaktadır. Bunun yanıbaşında ise üç nefli bir Bizans kilisesi bulunmaktaydı. Kilisenin apsis kısmında nişler halen mevcut olup, girişi kuzeydendir. Batısında bulunan iki kapının açıldığı mağara hücresi, manastırın ilk kiliseciği için uygun yerdir. Kilisenin kuzey dış duvarındaki freskler, son hüküm (mahşer günü) , İsa'nın bin yıllık denilen kürsüsünün hazırlanışını, cennet-cehennemi tasvir ederler.

Manastır ve bölümlerinin üzerleri ahşap olduğundan bugün çürümüş ve yıkılmıştır. Bina 1923 yılında terkedilmiştir.

kaynak: Trabzon Valilik sitesi




Maçkamızın Köyleri

Yeni İsim

Eski İsim

Yeni İsim

Eski İsim

 

Akarsu

Larhan

Kırantaş

Kudula

Akmescit

Zanoy

Kiremitli

Sersa

Alataş

Mandiranyon

Konaklar

Galyanmesahor

Altındere

İstalita

Köprüyanı

Sahanoy

Anayurt

Krnasa

Kozağaç

Aşağı hortokop

Ardçlıyayla

İskopya

Kuşçu

Cibanos

Arıkaya

Valena

Kaynarca

Limli

Alaçam

Konga

Kırankaş

Verana

Armağan

Kok

Kumrulu

Lolongena

Bahçekaya

Olasa

Köprüyanı

Sahanoy

Barışlı

Zagena

Mataracı

Ilıksa

Bağışlı

Konaka

Ocaklı

İspela

Bakımlı

Ağursa

Oğulağaç

Kodrul

Bakırcılar

Kizera

Ormaniçi

Kodila

Başar

İstama

Ormanüstü

Kusera

Cinali

Cinali

Ortaköy

Orthortokop

Coşandere

Kosbitiyos

Örnekalan

Magura

Çamlıdüz

Paparaza

Öğütlü

Guryeni

Çatak

Meksila

Sevinç

Soldoy

Çayırlar

Çayırlar

Sındıran

Aşağımulaka

Çamkonak

Mesohor

Sukenarı

Hamurya

Çeşmeler

Zenha

Şimşirli

Kuştul

Çıralı

Melanlı

Sakızlı

Muhacena

Dikkaya

Zavera

Taşalan

Mesailli

Duralı

Oksa

Temelli

Partiyos

Ergin

Armanos

Üçgedik

Boğaç

Esiroğlu

Anbela

Yaylabaşı

Yukarımulaka

Gürgenağaç

Yanakandoz

Yazılıtaş

Yanandoz

Güzelce

Pontila

Yazlık

Livera

Güzelyayla

Ferğanlı

Yemişli

Kudula

Gayretli

Hozari

Yerlice

Yeri

Günay

Sesara

Yeşilyurt

Haçavera

Hamsiköy

Ciharlı

Yukarıköy

Yukarıhortokop

Hızarlı

Hozarı

Yeniköy

Yeniköy

Işıklar

İpsori

Yüzüncüyıl

Vasinoy

Kapıköy

Kapıköy

Zaferli

Zelfiri


 
Turistik Yerler

İlçemizde  Hizmet Veren Konaklama Tesisleri:

Konaklama Tesisinin Adı
Yer
Telefon


Hotel Büyük Sümela

Maçka'm Otel  

Sümela Sosyal Tesisleri


Merkez

Merkez 

Altındere Milli Parkı


0462 512 35 40

0 462 512 36 40

0 462 531 12 07

Zigana Yayla Tatil Köyü
Hamsiköy
0462 542 62 62
     
Lişer Yaylası Dinlenme Tesisleri
Lişer
0462 553 11 04
     
Altındere Aile Pansiyonu
Altındere
0462 531 10 57
     
Kayalar Otel & Pansiyon
Kayalar
0462 531 10 57
     
Coşandere Tesisleri Maçka 0462 531 10 24

İlçemizde Kamp Yapılabilecek Yerler :

Sumela Kamp Yeri Maçka 0 462 512 15 81
     
Coşandere Kamp Yeri Maçka 0 462 531 11 90
     
Zitaş Zigana Yayla Tatil Köyü Hamsiköy 0 462 542 62 62
     
Verizana Kamp Yeri Maçka 0 462 512 40 62 

 

Trabzon - Altındere Vadisi Milli Parkı

Yeri: Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Milli Park alanına ulaşım; Trabzon ili merkezinden, Maçka ilçesine bağlantı sağlayan 48 km'lik karayolu ile sağlanır.

Özelliği: Milli Parkın ana özelliğini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisinin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.

Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere'nin batı yamacında 300 m. yükseltide kurulmuştur. Hırıstiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.

Efsanelere göre MS 4. yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın13.yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon kamnenslarından 3. Alexios(1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860'a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19.yüzyılda yaşamıştır.

Dar ve uzun merdivenlerle girilen manastır; su kemeri, kütüphane , mutfak, misafir odaları, sarnıçları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok şapellerle ziyaretçilerini karşılar. Doğrudan doğruya yamaca yaslanmış bina, keşişlerin barındığı asıl manastır yapısıdır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görüntüleri hayranlık bırakır. Altındere Vadisi dar boğaz karakteri göstermekte olup arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.

Milli Park, flora açısından da çok zenginlik içermekte olup yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar , sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü, Kafkas hanımelinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü çeşitliliği görülmeye değer doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik , karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.

Görülebilecek Yerler: Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı ile Altındere vadisinin bitki zenginliği , peyzaj güzellikleri ve yaban hayatı ziyaretçilerin mutlak görmesi gerekli kaynaklar oluşturur.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkın yoğun bir şekilde ziyaretçi akımına uğradığı dönem Nisan başları ile Ekim sonlarıdır.

Milli Park sahasında ; manastır gezileri(Patika ile) doğa yürüyüşleri ile piknik yapılabilir. Ayrıca Altındere günübirlik kullanım alanındaki bunglawlarda konaklanabilir..

Maçka Şolma Turizm Merkezi:
Maçka ilçesi güney çıkışından başlayarak 22 km. lik toprak yolla Mağura Yaylası üzerinden bu yaylaya ulaşılır. 1800 m. yüksekliğindeki yaylada, bakkal, kavehane ve telefon hizmetleri vardır.

maçka yaylaları şenlik tarihleri

Adı
Yeri
Tarihi
Örnekalan Yayla Şenliği
Maçka Örnekalan Yaylası
Ağustos'un İlk Pazarı
Hamsiköy
Hamsiköy Çarşı
15 Temmuz ile Ağustos'un ilk Haftası arası
Mesebett Şenliği
Mersin Beldesi Mesebet Tepesi
21 Haziran
Sultan Murat Şehitleri Anma Günü
Çaykara Sultan Murat Yaylası
23 Haziran
Aladurbiye Deniz Eğlenceleri
Akçaabat
6 Temmuz
Soğuksu Şenlikleri
Maçka Ocaklı K. Lişer Yaylası
7 Temmuz
Hırsafa Karadağ Şenlikleri
Düzköy-Karadağ
Temmuz'un ilk Cumartesi ve Pazar günü
Karadağ Yayla Şenlikleri
Vakfıkebir-Karadağ
Temmuz'un 2. Cumartesi ve Pazar günü
Hıdırnebi Şenliği
Akçaabat-Hıdırnebi Obası
20 Temmuz
Kadırga Yayla Şenlikleri
Şalpazarı-Tonya- Gümüşhane Sınırında  Kadırga Yaylası
Temmuz ayının 3. Cuma günü
Alaca Yayla Şenlikleri
Şalpazarı Alaca Yaylası
Temmuz ayının 3. Pazar günü
Sisdağı Şenlikleri
Şalpazarı Sisdağı
Temmuz ayının 4. Cumartesi günü
Kaldırım Yaylası Şenlikleri
Çarşıbaşı
Temmuz'un 4. Cumartesi ve Pazar günü
Sanasitka Şenliği
Maçka Orman Üstü Köyü
Temmuz ayının 3. haftası
Taşköprü Kültür ve Yayla Şenliği
Arsin-Yomra Taşköprü Yaylası
Temmuz ayının 3. Pazar günü
Kuşmer Yaylası Şenliği
Çaykara-Kuşmer Yaylası
30 Temmuz
Sürmene Kültür ve Turizm Şenliği
Sürmene
31 Temmuz
Ağa Konağı Şenliği
Şalpazarı -Üzümözü Köyü
Ağustos Ayının ilk Pazar günü
Karaabdal Halk Şenliği
Işıklar-Akçaabat kayabaşı Yaylası
Ağustos ayının 2. Pazar günü
Yayla Ortası Şenliği
Çaykara
20 Ağustos
Honefter Şenliği
Düzköy Honefter Yaylası
20 Ağustos
Yeşilyurt-Yılantaş Geleneksel Kültür ve Sanat Etkinlikleri Fest.
Yeşilyurt Araklı
25 Ağustos-1 Eylül
Çoban Derneği Şenliği
Düzköy - Alazlı Yaylası
27 Ağustos
İzmiş Şenliği
Tonya-Vakfıkebir-Beşikdüzü-Şalpazarı'nın birleştiği nokta
Ağustos ayının son Pazar günü
Kadıralak Yayla Şenliği
Tonya
Eylül ayının 1. haftası
Hıdrellez Bahar Bayramı
Şalpazarı - Acısu
Mayıs ayının ilk pazarı


Sumela Manastırı



MAÇKA’NIN TARİHÇESİ VE ÖRNEKALAN KÖYÜ

Maçka’nın en azından belgelere geçmiş 2400 yıllık bir geçmişi vardır. Bu geçmiş, onun ilçe olarak değil, yerleşme yeri olarak varlığı ile ilgilidir.

Maçka sözcüğünün kaynağı:

Maçka; Maçoka, Maçuka, vb. değişik biçimlerde söylenir. Bu isimlerin ilk kez, nerede, kimlerce kullanıldığı bilinmiyor. Yazılı kaynaklarda ise bugünkü biçimiyle 200 yıldan daha uzun bir zamandan beri kullanıldığı görülmektedir.

A.) Maçka sözcüğünün Kafkas dillerinden geldiği sonradan yerli Hıristiyanların ağzında değişik biçimde söylendiği biliniyor. Sözcüğün anlamı “iki dağ arasında düz yer”, “oylum”, bir dağın yamacında yada üstündeki “düzlük” karşılığıdır. Yine Kafkas dillerinden gelip yöresel Rumca’ya “Maçuka” olarak geçen anlamı da “değnek”, herhangi bir aracın “sapı” anlamındadır. Bu sözcük kimilerin sandıkları gibi, Karadeniz yörelerinde özellikle Trabzon dolaylarında “Helenika” diye anılan mahalli Rumca’dan gelmemiştir. Rumca’da, “Maçuka, Maçoka” biçiminde kelime yoktur. Nitekim “Maç” kökü de yunan diliyle açıklanamaz. Anadolu menşelidir.

Maçka adının, ilçenin konumuna bakılırsa, yine Kafkasya’dan gelen göçmenler, yada demir madeni işleten Gürcülerce verildiği, yörede kurulan manastırlarla bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Bizim incelediğimiz mezar taşlarında bu kelimenin en eski biçimi yaklaşık 210 yıllıktır.

Bu da gösteriyor ki 200 yılı aşkın bir süreden beri bu ad Müslüman yerlilerce kullanılmaktadır. Bulabildiğimiz fermanlarda da “Maçka”, kimi kaynaklarda “Maçoka” biçiminde geçmektedir ki bu “Maçuka” da okunabilir.

B.) Başka bir kaynağa göre “Maçka” sözcüğü 1358 yılında, yazılı belgelerde vardır. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, Maçka kelimesi Kafkas dillerindendir, oradan gelen kimselerce verilmiş, sonraları yerli Hıristiyanların söyleyişiyle bugünkü biçimini kazanıp yayılmıştır.

Maçka’nın eski adı olan “Cevizlik” kelimesine gelince, başka bir sorunla karşılarız. Bu da Türkçe de çok yaygın olan bu kelimenin oraya neden ad olarak verildiğidir. Bunu izahı da “Maçka” kelimesi gibi doğal konuma dayanmaktadır. “Ceviz” kelimesi Türkçe’de çok yaygın olmasına karşın Türkçe değil Arapça’dır. Aslı “Cevz” dir. Türkler ceviz karşılığı “Koz” derlerdi. Nitekim İstanbul’daki Beykoz ilçesinin adı da “Beyin cevizliği”, “ Beyin ceviz bahçesi” demektir. Bu adı da orada ceviz yetiştirilmesinden almıştır.

Cevizlik ismi, Maçka’ya Türkler tarafından verilmiştir. Sebebi de bu yörede çok ceviz yetişmesidir. Bütün manastırların özel ilaç, yağ, boya yapımında kullanılmak üzere ceviz bahçeleri yaptığı biliniyordu. Cevizin yetiştirilmesi, ağacın taşıdığı özel değerle bağlantılıdır. Ev gereçleri yapımındaki önemi açıktır. 1936 - 1944 yılları arasında, son olarak ta 1944 - 1946 döneminde, özellikle Meryemana bölgesindeki köylerde çok geniş bir ceviz ağacı kesimine gidilmiş kısa süre içinde bu kesim Hamsiköy bölgesi ile yakınlarına, yine Maçka’nın çevre köylerine sıçramış, nerde ise ceviz soyu tüketilmiştir.

Bu ceviz nedeniyle, Maçka’ya “Cevizlik” denmesi aydınlığa kavuşur. Nitekim eski kaynaklarda, özellikle Maçka manastırlardan bahsedenlerce cevize bir büyük önem verildiği, Maçka cevizlerinin ayrı bir değer taşıdığı görülmektedir.

“Maçka” kelimesinin Cevizlik kelimesi ile yan yana, eş anlamlı olarak kullanılmasının başka türlü izahı mümkün görülmüyor. Türkçe bilmeyen, Grek yada Ermeni dili konuşan kimi yazarlar da daha çok Maçka kelimesinin geçtiğine bakılırsa, bu adın ötekinden yaygın olduğu kolayca anlaşılır. Nitekim 1817-1819 yılları arasında, Karadeniz kıyılarını gezen, bu arada da Trabzon’da kalan gerçekte bir Trabzonlu olan seyyah P.Minas Bıjıskyan yayınladığı eserinde Maçka’dan söz ederken: “150 köyden ibaret olan Maçka Platanının yukarısındadır.” Demektedir. Sultan II Mahmut döneminde Gümüşhane’ye bağlanan Maçka, yine bu yazarın dediğine göre kendi işlerinde bağımsız bir “derebeyi”nin yönetimi altındadır. Bu derebeyinin kim olduğu, biraz sonra söz konusu edilecek bir fermanın muhtevasından anlaşılacaktır.

Araştırmanın daha önce de belirtildiği gibi karşımıza çıkardığı “Cevizlik” kelimesi, bölgenin uzak geçmişini aydınlatacak nitelikte olmasa bile belli bir dönemdeki yerleşmenin hangi doğrultuda geliştiğini göstermesi bakımından önemlidir. Maçka-Cevizlik kelimeleri, bize göre Hıristiyan-Müslüman ikilisi arasındaki yerleşmelerin bağlantısının yönünü gösterebilir. Nitekim, Meryemana yöresinde değil de Çatak köyü dolaylarına “Cevizlik” denmesi, Müslüman halkın yerleşme çizgisini göstermektedir. Bu olay da kesinlikle 1461’den sonradır. Bunu da sonraki bölümlerde göreceğiz.

Cevizlik kelimesi aşağı yukarı 100 yılı aşkın bir süreden beri Maçka’nın belediye sınırları içinde kalan çok sınırlı bir bölümü için kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim eski nüfus kütüklerinde Maçka kendine bağlı köylerden ayrı olarak “Cevizlik Kasabası” biçiminde geçmektedir. Mahalle ve köyü: Cevizlik Kasabası gibi. Bu sözler “Cevizlik” diye Maçka’nın bütününe değil de belli bir kesimine dendiğini göstermektedir. Bu yer şimdiki belediye sınırları dışında, Çatak köyü içindedir.Bundan 50 yıl öncesine kadar,Maçka’nın uzak köylerinde oturanlar işleri dolayısıyla ilçeye yollandıklarında genellikle “Cevizlik’e gidiyorum” derlerdi. Daha sonraları bu sözler “Maçka’ya gidiyorum” biçimine dönmüştür.

M.S. 4. yüzyıl bitimiyle, Doğu Roma İmparatorluğuna ( Bizans ) bağlanan Trabzon -Maçka yöresinde başlayan yerleşmeleri üç ayrı aşamada değerlendirmek gerekir.

 A) Yüksek dağlık bölgelerde yaşayan insanların yavaş yavaş toprağa bağlanması, belli bir alanı egemenliği altına alarak benimsemesi. Bu olayda değişik toplulukların,özellikle birbiriyle komşu olanların yaşama koşulları nedeniyle birleştikleri bir bütünlük oluşturdukları görülür. Bayburt-Gümüşhane-Maçka dağlık bölgelerinde yaşamış değişik topluluklar savaş durumundan az da olsa barış durumuna geçmişlerdir. Bunlar yörenin en eski insanlarıdır.

B) Deniz ulaşımı yoluyla alışveriş için gelen genellikle kıyı bölgelerinde yerleşmeyi yeğleyen,daha sonra yakın dağlık bölgelere konanlar bunlar azsa da vardır. Öte yandan dağ-yayla yolları ile gelenler de epeydir. Özellikle ardı kesilmeyen savaşlar yüzünden insanlar toplu olarak dağlık bölgelere kaçmış zamanla oralarda yerleşmişlerdir.Bu tür yerleşmeler yakın yüzyıllara değin sürmüştür.

C) Yöneticilerin başka yerlerden göçtükleri toplulukları yerleştirmeleri. Bu olayda yüzyıllar boyunca sürmüştür.Özellikle Fatih döneminde başlayıp 17.yüzyıl ortalarına değin gelmiştir.Bunlarda temel ilke dindi.Hıristiyanların çoğunlukla oldukları yerlere Müslümanları yerleştirmek Osmanlı Devletinin Fatih döneminden beri uyguladığı bir yöntemdir.

Bu üç yerleşme türüne,özel adlar sayarak örnek vermenin gereği yoktur. Trabzon bölgesinde en yoğun konar-göçer yerleşmeleri 13.yüzyıl başlarında gerçekleşmiştir.Kimi kaynaklara göre, Trabzon yöresinde Osmanlılardan çok önce bir Türk yerleşmesi olmuştur. Nitekim 1073-1074 yıllarında Trabzon dolaylarında Türkler vardı. ( Osmanlılardan önce Anadolu’da Türkler Claude Cahen,Çev,Yıldız Meram, 1984,s.89 ). Bu yerleşmenin yerini kesinlikle belirtme olanağı yoktur.Ancak denizden değil dağ-yayla üzerinden doğudan geldiği Azerbaycan yolunu izlediği açıktır. Bunlar genellikle konar-göçer Türk boylarıdır.Bunların gerçekliğini kimi yer adlarının incelenmesinden anlamaktayız.Bir örnek verelim Maçka yöresinde “Oba” sözcüğüyle anılan bütün yerler Türk yerleşme bölgeleridir.Sel-oba,fırın-oba ( buna yanlışlıkla furoba deniliyor ) “göl “ sözcüğünün bulunduğu yaylalarda Türk yerleşme yerleridir.Çağıl-göl ( Çakıl göl ),kuru-göl vb. öte yandan Gümuşki-Taşköprü, İskender-hanı, Boğoç ( Boğa kökünden ) örnekleri,dil bakımından önemlidir.Bunları çoğaltmanın gereği yoktur artık.Kesin olan Maçka dolaylarında Türk yerleşmelerinin çok eski olduğudur.Bu Türk boylarının önemli bir bölümü Giresun-Vakfıkebir-Akçaabat üçgeni üzerinden dağ-yayla yoluyla olmuştur.Bunların çoğu “Çepni” denen konar-göçer Türk boyudur.Bu göçlerin Ortaçağ boyunca sürdüğünü yazılı kaynaklardan öğreniyoruz.

Bizansın 1204’te haçlıların eline geçmesi, ılgarlanması sonucu Trabzon’a gelen bir Prens’in kurduğu Pontos-Rum İmparatorluğu yeridir.” Rum “ sözcüğünün yanlış anlaşılması nedeniyle Yunan sanılmıştır ki bilimsel bakımdan bunun tutar yanı yoktur.Bu devlet zaman zaman egemenliğinin sarsılmasına karşı, 1461 yılına değin varlığını korumuştur. 1204’ten sonra Trabzon-Maçka dolaylarına sürekli Türk akınlarının yapıldığını, bu dönemi konu eden bütün Türk tarihlerinde görülmektedir. Uzun Hasan’ın bile doğudan gelerek Trabzon yörelerine indiği biliniyor.

Maçka’nın bulunduğu bölgenin konumu doğuyu denize bağlayan bir köprü durumundadır.O dönemlerde en elverişli geçit Zigana yöresidir.Dere boyları geçit verecek nitelikte değildir. Bu nedenle komşu topluluklarla olan ilişkilerin çoğu yaylalarda sağlanmıştır. Maçka bölgesinde Karaptal ( Kara Abdal ) denen bir yer vardır.Yaz aylarında orada özel törenler düzenlenir.

Anadolu’nun Türk egemenliği altına girmesi,devlet olarak 1071 Malazgirt savaşının kazanılmasıyla başlarsa da,doğudan gelen göçlerin daha eskilere gittiği kimi araştırmacılara göre M.Ö. 3000 yıllarını aştığı,Sümerlerin doğudan gelen Türk boylarından olduğu açıktır.Biz,bu konuya değinmeden Maçka yörelerinde dolaşacağız. Kesin olarak bilinen Trabzon bölgesinde 1461’den çok önce Türk boylarının geldiği,özellikle yaylaklarda ılgarlara giriştiğidir.Maçka tarihinde bu tür göçlerin,ılgarların daha 11.yüzyıl ortalarında başladığını önceden söylemiştik.Şimdi bu dönemden sonra gelişen değişmelere kuş bakışı bir göz atalım. Bu değişmelerin devlet yönetimi ile ilgili olanları 1461’den sonra günümüze değin sürer.Bizi burada ilgilendiren her yılın sayılarına göre olayların dökümünü yapmak,yazıyı sayılarla doldurmak değil.Maçka’nın geçmişini aydınlatacak önemli oluşmalara dayanan değişimlerdir. Maçka bağımsız bir bölge olmadığı için genellikle Trabzon tarihi içinde görülür.Ayrıntılara girilmeden bir takım çizgilerle belirlenir.Ülke çapında bir olay geçince ilçelerin,bucakların, kimi illerin bile büyük önemi kalmaz,bütün önem üzerinde durulan olayın odağında toplanır.

Trabzon dolayısıyla Maçka şu tarih dönemlerini yaşamıştır:

1- Başlangıçtan M.Ö.288 yılına değin gelen değişik toplulukların,konar-göçer içinde dağlarda yaşadıkları süre. Bu sürenin son bölümü İran egemenliği altında geçmiş,Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirdiği M.Ö.334 yılına değin gelen kısımdır.Bütün Anadolu gibi Trabzon dolayları da bu yılda İran egemenliğinden kurtulmuş,yeni bir yönetimin idaresi altına girmiştir. Büyük İskender’in ölümünden aşağı yukarı 35 yıl sonra, Trabzon dolaylarını kapsayan Maçka yörelerini de içine alan Pontos devleti kurulmuş yukarıda belirtildiği gibi Roma egemenliğinin başladığı döneme değin gelmiştir.

 2- Roma egemenliği 450 yıl sürdükten sonra İmparatorluğun M.S.395’te ikiye ayrılmasıyla Trabzon-Maçka Bizans yönetimi altına girmiştir. Bu yönetimde 1204 yılına değin sürmüş Bizans’ın haçlıların eline geçmesiyle 1204’te “Pontos Rum İmparatorluğu” kurulmuştur. Bu iki dönemin birincisi,önce söylediğimiz gibi çok tanrıcı,ikincisi tek tanrıcı Hıristiyan çağıdır. Bu çağın son kesimi 257 yıl sürmüş 1461’de Fatih Sultan Mehmet’in eline geçerek inanç bakımından İslam egemenliği altına girmiştir.

3- 1461’den sonra Osmanlı İmparatorluğunun bir ili,sancağı olan Trabzon bölgesi Maçka’yı da içine alıyordu.Başlangıçtan bu döneme değin, bu bölgede yaşayan insanların hepsi yerlilerdir. İnanç değiştirmelerle tek tanrıcı dönemin önce Hıristiyan sonra Müslüman ortamına girilmiştir. 1461’den sonra Trabzon yöresine Doğu Anadolu’dan bir takım Müslüman toplulukların göçtürülüp yerleştirildiğini de tarih kaynaklarından öğreniyoruz. Fermanlarda kimi tarih belgelerinde “ Vergi tarir defterleri”nde bu göçtürülüp yerleştirilen ailelerin adları,sanları yazılıdır.Çok özel bir konu niteliği taşıdığı için bunları bir bir burada,ilçenin bütünlüğü içinde saymanın gereği yoktur.Çünkü bu belli aileler dışında kalanların hepsi tarih boyunca bu bölgede yaşamış,çağların akışı içinde inanç değiştirmiş topluluklardır.

Doğudan Trabzon yöresine Maçka dolaylarına göçtürülüp yerleştirmenin en yoğun olduğu dönem ikinci Bayezid ile Kanuni Sultan Süleyman arasındaki 60 yıllık süredir.Ondan sonraki yerleştirmeler seyrek olduğu oranda da önemsizdir.Fatih Sultan Mehmet döneminde de yerleştirmelerin yapıldığı düşünülebilirse şimdilik böyle kesin bir belge elimize geçmedi. İlerde yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmalar böyle bir kaynağın varlığını ortaya koyarsa durum değişir.Ancak,son yapılan bir araştırmada Maçka’ya Doğu Anadolu’dan kimi toplulukların yerleştirildiğini öğreniyoruz: “ Maçka’daki Eyyübiler ( Eyüboğlu’lar ) 1507’de Mafarkın ( Silvan ) dan kaçarak Şehzade Selim’e sığınarak buraya yerleştirilmişlerdir.” ( M.F.Kırzıoğlu; Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, s.48 ) bu alıntı bize yerleştirmelerin daha 1507’de bile kesinliğini koruduğunu gösteriyor. Bu yerleştirmelerin yalnız bir aile ile ilgili olduğu söylenemez,daha başkalarının da olması gerekir.Ne yazık ki bu konuda elimizde ne kesin bir belge ne de soruna ışık tutucu özel bir araştırma vardır. Özellikle Trabzon-Erzurum yolunun Ziganalardan sonra kuzeye inen uzantısının iki yakasında dereye bakan köylerin kiminde bu tür yerleştirmelerin varlığını gösteren belirtiler görülmektedir. Bu da Osmanlı Devletinin ulaşımı sağlayan yerlerdeki geçitleri sürekli denetim altında bulundurmak gerektiğini duymasının doğal sonucudur.

Osmanlı döneminde,Maçka’ya Gümüşhane dolaylarından gelen kimi toplulukların yerleştirildiğini,bunların Meksila, İspela ( Çatak-Coaklı ) köyleri otlaklarından yararlanmaları için “ Saray” dan buyruk verildiğini gösteren şimdi elimizde bulunan biri 1195 öteki 1260 yıllık iki “Ferman” dan öğreniyoruz. Biri 150 öteki 215 yıl eskiye giden bu belgelerin daha eskilerinin bulunduğu da kuşku götürmez.

Tarih bakımından daha önemli bir olay 1916’da Maçka’nın Ruslar eline geçmesidir. Rus birlikleri Maçka’da 1916-1917 sonlarına değin kalmış sonra çekilmişlerdir.Rusların Maçka’ya girişiyle bir çok yerde yerel savunma çeteleri oluşturulmuşsa da büyük başarı sağlanamamıştır.Çünkü Rus eri kılığına giren Hıristiyan çeteleri Türk direnişçilerini arkadan vurmuştur. Nitekim bu savunma çetelerinden birini oluşturan Ali Yemen ile arkadaşları vurularak ölmüştür.

1919’dan sonra Trabzon dolaylarında etkinliğini sürdüren bir konu da Maçka bölgesinde bulunan gerek Pontusça gerekse “ Kurtuluş Savaşı” öncesinin girişimlerine karşı olayları önlemek Mustafa Kemal’in isteği üzerine Maçka’ya Yarbay Halit Bey atanmış bu bölgenin yönetimi ona verilmiştir.

Kurtuluş Savaşından sonra 1840’dan beri sürdürülen “ Pontosçuluk “ etkisiyle olumsuz bir tutum takınan yerli Hıristiyanlar Yunanistan’la yapılan anlaşma sonucu Maçka’dan göçtürüldü.Meryemana,Akarsu dereleri kıyılarında köylerin Akarsu ( Larhan ) dışında hepsi Hamsiköy yolunun doğu-batı köyleri boşaltıldı.Bu boşatılan köylere 1929’dan sonra Of-Sürmene-Tonya-Yomra köylerinden gelen Müslüman topluluklar yerleştirildi. Bu nedenle Maçka’nın boşaltılan köylerinde “ Maçka Yerlisi” yoktur. Bu durum yöresel geleneklerin “ Kültür yapılarının “ değişmesine yol açtı. Bunun tarihsel değil yerel bir önemi vardır.O da halk bilgisi çalışmalarını ilgilendirir.

ÖRNEKALAN KÖYÜ

Yeni adıyla Örnekalan eski adıyla Mağura köyüyle ilgili ne yazık ki Fatih’in Trabzon’u aldığı 1461 öncesi için pek bilgimiz yoktur.Ama 1461’den sonra buralara İmparatorluğun çeşitli yerlerinden yaptırılan göçlerle Müslüman Türk halkı yerleştirilmiştir. Büyük ihtimalle Örnekalan köyü sakinlerinin Kafkaslardan,özellikle Azerbaycan’dan getirilip yerleştirildikleri tahmin edilmektedir. Azerbaycan’da bulunan Hoşgenap, Emba gibi yer adlarının köyümüz çevresinde de var olduğunu görmekteyiz.

 Ayrıca Selanik Üniversitesindeki dil profesörleriyle yaptığımız görüşmede Mağura adının Rumca olmadığını,Kafkas dillerinden birine ait olabileceğini söylemişlerdir.

Örnekalan köyü sakinlerinin Kafkaslardaki Türk boylarından olduğunu düşündürecek pek çok geleneksel adetler vardır.Ayrıca köyümüz ve çevresinde dedelerin babalarına yani atalarımıza “ Kurt dede “ denilmektedir. Ergenekon Türk efsanesinde bilindiği gibi atalarımızın Demir dağı bir kurdun yol göstericiliğinde delerek etrafa yayıldıkları şeklinde bir inanış vardır.İşte köyümüz ve çevresinde 2-3 nesil yukarıdaki büyüklerimize "Kurt dede" denilmesi bu efsanenin izlerinin köyümüzde yaşadığını göstermektedir.   

  İ.GÜNDAĞ KAYAOĞLU

ARAŞTIRMACI – YAZAR



"Cümleler doğrudur sen doğru isen/ Doğruluk bulunmaz sen eğri isen"  
   
 
 
atarz9.gif

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

 
Emir ÖZCAN Rahmetle anıyoruz  
 
 
NOSTARJİ RESİMLER  
 
FEVZİ KAYANIN KAHVESİ 1986 YILI FEVZİ KAYA NIN KAHVESİ 1986 YILI İLK OKULUMUZ CAMİ CEŞMESİ KOTİLA KAHVESİ TEMEL DURSUN KÖYÜMÜZ ESKİ EVLERİ OSMAN TÜRK'ÜN DÜĞÜNÜ 1989 YILI
 
Bugün 2 ziyaretçi (29 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



ornekalankoyu.tr.gg



Create a Myspace LED Scroller